Bilgisayar kullanmaya başladığımdan bu yana uzunca
yıllar geçti. Okuma yazmayla bilgisayar kullanmayı bir arada öğrendim
denilebilir ki o yıllar hala dial-up modemlerle internete bağlandığımız, disket
dediğimiz, yaşı benden biraz daha genç olanların görmediği, veri depolama
cihazlarının en büyük nimetlerden biri olduğu –ki en yüksek kapasiteli olan
çeşidi 1.44 mb veri alabilmektedir ancak- 16 MB ram’ li makinemin yılın “ultrabook” u
sayıldığı dönemlerdi.
Bilgisayarla
bu kadar haşır neşir olmam ve bilgisayar teknolojisinin evrimiyle birlikte büyümem
dolayısıyla da aslında bu aletle baya iş yapabiliyorum. Tamam, Citi Bank’ ı
hack’ leyemedim belki elin rusu gibi; ama ev kullanıcısı diye tanımladığımız
kullanıcı tipinin fersah fersah ötesine de geçmeyi başardım.
Yıllardır
bunca vakit geçirdim şu komputer dediğimiz aletin başında; ama enteresan
şekilde ilk sözlük hesabımı açmamın üzerinden henüz iki ay bile geçmedi. Sosyal
ağ namına bir facebook’ um var, onu da sayılı insanla haberleşebilmek için,
belki biraz daha fazlası için kullanıyorum.
Sözlük’
te yazmaya başlayınca, ilk başta eğlenceli gelmedi değil aslında. Adını kimse
görmeden fikirlerini paylaşabilmek, birkaç espri yapıp, yapılan esprileri
okumak falan hoş gelmişti. Ama bir hafta bile geçmeden neden bunca bilgisayarla
haşır neşir olma durumuma karşılık hiç sözlük okuyup yazmadığımı fark ettim.
Aslında
öyle muhteşem, çok karmaşık bir nedenden ötürü veya hayatın, evrenin sırrını
falan çözmüş olduğumdan değil. Neden gayet basit ve net; anonymous kullanıcı
olmak bizim millete yaramıyor. İnsanlar sözlüğü bir şey öğrenmek veya paylaşmak
için değil, sadece adını kullanmadan canının istediğine küfredebilmek için
kullanıyor.
“Sol
frame” denen yere bakınca insanın resmen midesi bulanıyor. Galata Saray’ a
söven Fener Bahçe’ li veya tam tersi, eski sevgilisine küfreden, bütün
kadınlara veya bütün erkeklere sayan karşı cins, bütüne sövmüyorsa eğer o zaman
alt grulara sövüyor (bkz. Türk kızı, sarışın, esmer, baklava çıkaran,
çıkaramayan, şu sigarayı içen ya da başka sigara içen gibi.), fantezisini
paylaşan da olmaz mı derken, bir de “kız düşürmek” için çabalayan gariban
takımı da orada.
Yurdumun
her tip insanı var “sözlükte”. Ama her tipin en dizginlenmemişini görüyorsun
orada. İsmi yazmıyor ya “entry” sinin altında, atış serbest arkadaş için. Sağcı
mısın bas küfrü solcuya. Merak etmeyin solcunun da durumu farklı değil.
Tartışmak diye bir şey yok yazar arkadaşlarda, medeniyet zaten Hak getire.
Geçen
gün Winston Light içen kızlara küfredilen bir başlık vardı, yazılanları
okuyunca –ki midem sadece küçük bir kısmını kaldırdı- hangi ülkede yaşadığımı
cidden merak ettim. Bir de yazarların hepsi sözlükte kız olmamasından yakınıyor
–olsa ne yapacaklar onu da merak ediyorum ya-, olmaz tabi arkadaş, herkes
meraklı mı senin küfürlerinle uğraşmaya.
Özgürlük,
tartışmak, fikirlerini beyan edebilmek falan güzel şeyler; ama yok arkadaş
anonymous olmak bize yaramıyor. O girileri yazan arkadaş da biliyor yarın
işyerinde veya okulda aynı fikirleri savunamayacağını; ama yazıyor yine,
nasılsa yaptırımı yok. Bazen açıyorum sözlüğü o “sol frame” dedikleri yerde ne
yazacak başlık var, ne okunacak.
Memleketimin
üniversite sözlükleri böyleyken, kimse İnci’ ye laf söylemesin. Adamlar hiç
değilse bizim dilimiz sinkaflı, beğenmiyorsan girme mekâna diyorlar. Seçim de
sana kalıyor.
Dip
Not: Tanıdığım ve girilerini keyifle takip ettiğim yazar arkadaşlarım da yok
değil. Her ne kadar metinden anlam çok katı çıkmış olsa da, yazdıklarım bütün
sözlük yazarlarını hedeflemektedir. Ancak, maalesef bu kıymetli arkadaşlar baya azınlıkta
kalıyorlar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder